deli hastanesi - bir tasarım

Altın varaklı salonda, fakülteden bir arkadaş için toplanan fakülteliler grubu, Kurtuluş Parkı'ndaki yürüyüşümü yarıda kesen karşılaşmada Parka olan nefretimin haklılığını görüyordum.

Fakülteden arkadaşım, diyerek gelmiş bulunduğum toplantıda fakültenin diğer üyelerinin altın varaklı salona doluşmasını izlerken Kurtuluş Parkında hiç yürüyüşe çıkmamalıyım söylemimin kıymetini cepheye sürülmeyen birisinin ölmesinin kimsenin sorumluluğunda olamayacağı söylevlerini duyunca hatırlamış oldum. Betondan vahanın varlığı ile ölüme sürülmenin farklı varyasyonlarını hesaplarken, beton vahanın yeşile çalan parklarında, bir aşağı bir yukarı yürürken, Kurtuluş Parkının kalabalığı arasındaki belirgin bir grubun içine düşmem ve fakülteden arkadaşım, arkasında bıraktığı sarsıcı bir notla nasıl ölmüş olduğunu öğrenmemin sonrası aynı fakülteden olduğum için grubun ettiği davetin sonrasında betondan vahaların

Cebinden çıkan kağıt parçalarından hayatının en baştan bittiğini ve neredeyse yapılabilecek hiçbir şeyin olamayacağını, mektuba belki birileri okuyabilir medediyle başlamasından ölmeyi becerebilmesi bile beklenemeyecek kadar karşılıksız biri olduğunu belli eden, her nasılsa bu sefer becerebilmesi hayrete düşüren, anlık çöküş mü yoksa yılların sömürüsü mü ölümüne itmiş olduğu, mektuptaki her duraklama işaretinde kimsenin suçu olamayacağı vurgusuyla beraber tartışılırken olan bitene kulak kesilmiş oluyordum. Katıksız bir hilekar ve akıl hastası, mektuptaki söylemlerinden hemen anlaşıldığı üzere, dünyaya zahmet vermeye gelmiş, iyi olduğundan fazla görünmez biri olsa da, çağrının susturulması zorunluluğu, kimsenin suçlanamayacı durumda bireysel unsurlarının korunması ve özgürlük yollarının döşenmesi, şen bir yüzün toplumsal tanımlarla cinayet işlemesi. bir katlin milyonlarca paydaşa bölünmüş failliği, düşüncesine fırsat bulamadan, tek amacı ontolojik toplu katliam olan çakalıyla meşhur dünyanın en büyük deli hastanesinin ölmediğine pişman eden katilleri, kaçınılmaz sonu ya marş ve sopayla; ya da acındırma ve vadeli sopayla

Hadi diyordum, bu seferlik derin bir nefes almakla yetinemez miyim, faillerin yüzlerine bakarken, faillerin dışında olanlar işlemedikleri suçlar için azap için kurban edilirken, faillerin hıncından kör gözüyle evreni kılıçtan geçirmek istediği, nefretinden değer inşa etmeye kalkıp inşasının altında ezilen

Bir salon dolusu aptalın algı kıtlığı ve bir dünya dolusu aptalın algı kıtlığına sövdükten, bu kadar aptalın algı kıtlığını sivrilmek için kurduğu düzeneklere, yürüyüşe çıktığım kurtuluş parkında gruba rast geldiğimde neden aptallıklarını yüzlerine sövmediğimi düşünürken, bir salon dolusu aptalın rüküş yarışması düzenlemesi

Sıradan bir intihar ölümü ve cinayetlerin varyasyonları, duyduğu hınçtan katliam tanımlarıyla oynamayı adet edinen, kendi açtığı savaşı kaybedene kadar bu sefer en farklı olan, bir kez daha kandırıldığını daha da farklı sen bir maskeyle duyuran, _ölmediğine de pişman eden_ dünyanın en büyük Kurtuluş Parkı'nın sesleri salonda bulunan diğer fakülte üyesinin de dikkatini çektiğini oturduğum yerden görebiliyordum.