umarım bu satırları birileri okuyordur, geriye bıraktığı tek şey olduğunu düşündüren bir tomar kağıdın üzerleri çizilmiş kelimelerin arasından gözüme çarpan ilk cümle bu oldu, şubatın ortasında üzerinde gömlek ve pantolon bulunan adamın cebinden çıkan cüzdanda kağıt tomarıyla tomarın dışına sarılmış muhafaza ile tomar ve kimlik kartından başka bir şey bulunmayan cüzdanın kalınlığı pantolunun cebinde kış aylarına girmemden beri yazın beklemeye koyulduğum çökkünlük dönemi şubat ayında kendini tam olarak gösterdiğinde yazın kendime söz vermiş olduğum birkaç sayfalık mektubu havaların soğuduğunu düşündüğüm günden itibaren her gün kendimi sayfanın başına geçmeye söz verdiğim halde ilk kelimeyi yazamamış olmamın havaların ısınmaya başlamasına kalan zamanın gelmesinden önce zamanımın tükenmekte olduğunu yığılarak fark etmemle başarısızlığa uğrayacağım korkusunu sabah sobayı yakmadığımda geçen haftaya göre daha az soğuk olmasını fark etmemle yok olan umudum soğuk şubat sabahına uyandığımda yerini hayatta kalacağım öngörüsüyle teraziye oturtmaya çalışırken her şeyi açığa kavuşturacağım cümlenin ilk kelimesini bulacağım umuduyla masanın başına her geçtiğimde ne hakkında olduğunu bilmeden kestirdiğim kesitleri bir araya toplama umudumu kalemin kapağını söktüğüm anda üzerime yıkılan kesintili bütünün kesitleri kalemi kağıda temas ettirmeme izin vermeden gömleğimin cebine geri gitmesine benim sandalyeden kalkıp masa başından kapı eşiğine kadar olan rotayı kesitlerimi sıraya dizme umuduyla attığım voltalar sırasında pantolon cebime doldurduğum kütlesi her geçen gün artan not kağıtları kışın bitişi yaklaştıkça artan tempoyla cebimi yırtacak kalınlığa ulaşırken mektup kağıdının tamamen boş olduğunu hatırladığımda tetiklenen tomar dolusu not kağıtlarının mektubun inşasından daha da uzaklaştığım düşüncesini temelime dinamit yerleştirerek ulaşmaya çalıştığım kapsayıcı bahsin kağıda geçirecek cümle bulamayışım şubatın ortasında pantolon cebimdeki yer tükenmek üzereyken yıllar önceki imgelerin zihnime hücum etmesiyle neden herkesten üstüneşit olduğum neden enbağıran ile ensessiz olanın üzerime çöktüğünü neden kahramanı olmadığım konuların zihnimden yok olması gerektiği yerde zihnimi çalışamaz ve tek kelime karalamaz hale geldiğimi suçsuzluğum üzerine ettiğim yeminlerin okunan idam fermanınına nereye kadar karşı çıkabileceğimden idam sehpasında ne giyeceğimin noktasal hesabını şekilden şekile sokarken neden kendimin bugün suçsuz geriye kalanların yarının sanıkları olduğunu zihnimin mahkemesinde işlemediğim suç üzerine neden yarının da en günahsızı kendimin olduğumun ispat eşiğinde sandalyeden düşmemin üzerine duruşmanın ertelenmesi sonrası uyumaya yalvarmanın ne uğruna olduğunu ancak şehir ışıklarının bir anlığına aşağı inmesiyle mümkün olduğunu attığım volta sırasında hatırlayınca farkına varabiliyorum.