cin düğünü

yeniden yorumlanan değerlerin eski kahramanların şeytan ve eski kötülerin yeni kahramanlar olma potansiyelinin bir kez anlaşılması mevcut değerin aktörleri değiştiği anda birikintinin ortaya çıkan akıntının kanalize olacağı yeri yeni çoğunluğun insafına bağlı olarak en sorgulanamaz yeni değerleri eskinin aktörleri tanımlamasında elekten düşmeyi başaramayan herkesi, toplumun anılmak istenmeyen diğer yarısını, kapsayan tanımlar öznesinin kutup değiştirmesi üzerine ontolojik tecavüzün sistematik uygulamasıyla mazoşist bir toplumsal katliama evrilmesi, paranoyalar altında rasyonelize olma çabasında toplumu oluşturan büyük ve tanımlanan sorunlarla dahi ilgisi bulunmayan kitlenin yeni hınç birikintisiyle hiçbir zaman sönümlenemeyecek ontolojik rövanş anlayışının zorunluluğu demokratik düzlemde ontolojik işkencenin en dayanılmaz formunu, her tekil kişiliğe mevcut veya yeni işkenceye özne ve nesne olmanın fırsatını ve zorunluluğunu herhangi diğer kişiliğin omuzlarına katlanılamayacak sayıda diktatörlük istemelerini ve olacak olma ihtimallerini kişiler üzerine mercekle odaklayarak hiçbirinin olamayacağı varsayılan ancak kaçınılmaz son geldiğinde geçmişe ait bütün fren mekanizmasının kökünü kazımış yeni şen maskeleriyle yeni sürünün boşalması gereken hıncının önünde hiçbir engeli kalmadığında iyiyi ve kötüyü yeniden tanımlama fırsatına kaçınılmaz söylemine bağlı kalarak tarihin başlangıcından itibaren süregelen ezilmişliğin rövanşını alma fırsatına nihayet kavuşmuş olan yeniliğin mazoşist eylemlerine artık ancak zamanın ruhuna bağlı sürünün insafına kalmış asıl topluluğun tasarlanan ve çalışacağı umulan antidiktatöryel mekanizmalar diktalığı asıl hedef belirleyenlerden çok daha önce bizzat demokratik sistemin kurucu veya koruyucuları tarafından eski tanımların değiştirilebilirliği üzerinden hıncın inşasında insanlığın sabit sorgulanamazları, özgürlük eşitlik kardeşlik, üzerine değerlerin yeniden yorumu bazen fiziken öldürmeyen ancak buna dayanan yeni kutsallığın tahsisi adına hangi tür tanım problemine takılan yeni suçların işlediğini hangi devasa yıkımın ardından artık gücünü kaybettiğinde yeni ah ve vahların bir kez daha küresel ölçekte asıl suçlu tanımının en baştaki kendine döndüğünü bir kez daha hangi binlerce yıla dayandırılmış yeni bahane ve eski kutsal iktidarın ezilmişliğinin gözyaşlarını ile ironilerin şen yüzünü iktidarın çökmesi sonucu farkedeceksiniz. topluma eklemlenememiş olan hınç yığınlarının dışlanmışlığın imkanlarını kullandığını düşünürken işlenen vadeli suçları ironileriniz gibi şen mi yoksa bütün dünya ile aynı anda tanımını kurduğunuz yeni ufak sürü diktatörlüğünün opsiyonlu anlaşmasında mı bulundunuz, sıradaki şen yüzlü ironi hangisi, her an hangi yeni şeytanı ilan edecek paranoyalı tanım geriye kaldı, bugünkü rövanşı kimler kazandığına inanıyor, bugünkü şenşakrak ironiler kaç kişiyi ölüme yürütürken sıradaki diktanın afişlerini sergiledi.

her zaman nefret duyulur doğuştan ayrıcalıklı olduğuna inanılan kişiler için, ayrıcalıklı kişi yaşama başlar başlamaz beceriksizliğine veya bahtsızlığına vuran hınçtan ne dediğini bilemez halde midir yoksa ayrıcalıklığına inanılan kişi insanca olan pek çok şeyi hayatı pahasına yok mu etmiştir. hiçbir zaman alkış almayacak olan asıl ayrıcalıklı "bu bir iştir" tanımını yapabilmek için ayrıcalıklılığa mı zorlanmıştır. öznenin hakikat potansiyeli karşısında en insanca değerleri azdan çoka normalleşecek şekilde, yeni normaller ile, fiziken ve zihnen hayatta kalmayı başaran beşerin üzerinde kendini inşa eden tekillik, toplumsal inşada yer bulamamış olmanın ötesinde fiziki ve zihni imhaya sürülerek gözden çıkartılan ancak hayatta kalmayı başaran beşer de en insanca hayatta kalma istenciyle dolup taştığında geriye kalanlardan medet ummayı kesmiş ve geriye ancak müstakil ve olumlanmış değerlerin kendisi kalmıştır.

iyisiyle ve kötüsüyle diyerek, insanca değerleri, yıkım için tekilliğin üzerine sürüldüğünde geriye kalan boşluğun manasızlığı can havliyle oluşturulan yeni değerlerin geçiciliği bir yana, müstakil ve acı olması da yıkıcı ancak doğurgan hakikatle kaçış seçeneğini yok edecek şekilde yüzleşmenin arkada bıraktığı toz bulutunda artık değersiz olana kendi mübahını kendince inşa etmenin fırsatını vermiştir. dekadanlığa karşın kendi içinde hakikati olumlama hakkına nihayet eren tekilliğin karşısına değer miydi sorusunu sormak da saçma kalacaktır, iyisiyle ve kötüsüyle yaşananlar, çok şükür ki bu kez acıdan kaçma insancalığıma fırsat tanımadı.